23 Mayıs 2007

ADALAR POSTASI-56: sokağa dökülün!!! (diyemem!)!

ADALAR POSTASI / 24.3.2005

http://www7.gazetevatan.com/root.vatan?exec=yazardetay&tarih=23.06.2005&Newsid=55764&Categoryid=4&wid=108

VATAN / 23.6.2005
Necati Doğru



İstanbul'un vapurlarına kıyıyorlar

Aslında "İstanbul'un kuğularının başlarını vuruyorlar, bütün İstanbul halkı sokağa dökülsün, Anakent Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ı bu kararından caydırsın" demem gerekirdi.

Diyemiyorum.
Yeni ceza yasası çıktı.
Halkı isyana teşvik suç.
Beni içeri atarlar. 10 yıl yatırırlar.

Ord. Prof. Dr. Süheyl Onver, şöyle yazıyor: 28 Mayıs 1828 tarihinde (177 yıl önce) İstanbul Limanı'na pruva direğinde yelken donanımı bulunan, yandan çarklı bir gemi girdi. İngiltere'de yapılmıştı. Gövdesi siyah, üstü beyaz boyalı ahşap teknenin limana girişi halk tarafından ilgiyle karşılandı. Bu, "Swift" adlı bir buharlı gemiydi. Swift; hızlı, çabuk ve kırlangıç kuşu anlamına geliyordu. Halk ise buhar gücüyle çalışan bu gemiye "Buğ Gemisi" adını taktı ve "marifetli çarh gemisi, İngiliz'den gelir iyisi" diye türkü yaktı.

Böyle başladı yenilik.

Boğaz Boğaz olduğunu, Haliç Haliç olduğunu, Marmara'nın tat alınacak, lezzet bulunacak bir deniz olduğunu ve İstanbul'un dünyanın en güzel kentlerinden biri olduğunu halk ve hatta padişah (II Mahmut Tekirdağ'a ilk kez deniz yoluyla gitme zevkini tattı) bu gemiyle farketti.

***
Şirket-i Hayriye kuruldu.
Halka açık ilk şirketti.

93 yıl boyunca İstanbul'da şehir hatları vapurlarını bu şirket çalıştırdı. İstanbul'daki şehir hatları vapurları Boğaziçi'nin mimarı oldu. O güne kadar İstanbul'da deniz ulaşımı sadece pazarcı kayıkları ve mavnalarla yapılabildiği için ve bunlarla yolculuk çok uzun ve tehlikeli olduğundan halk boğazın iç köylerinden çıkmıyordu. Beykoz'da oturup da İstanbul'u görmeden ölenler çoktu. İstanbul'da oturup da kavakları gören çok azdı. O güne kadar sürgün yeri olarak kullanılan Kadıköy ve Beykoz, vapurların çalışmasından 5 yıl sonra seçkin birer sayfiye yeri haline geldi.

İskeleler yapıldı.

İskelelerde halk vapur beklerken "güneşten ve yağmurdan" korunsun diye kadınlar için ayrı, erkekler için ayrı, şık ahşap binalar yapıldı. Köprü, Üsküdar ve Beşiktaş iskeleleri arasında gidip gelenlerden 20 para ücret alınması fermanla ilan edildi.

***
İstanbul güzeldi. İskelelerle... Vapurlarla...

Olağanüstü oldu... Kuğu gibiydi vapurlar. Asayiş Vapuru, Nusret Vapuru, İhsan Vapuru, Şükran Vapuru, Metanet Vapuru, İntizam Vapuru, Hale Vapuru, Şihap, İnşirah, Rağbet ve şirketin en büyük vapuru Halas ile sayıları arttı. İstanbul halkının gözdesi oldular. Tek uskurluları çift uskurlular izledi. İstanbul, kendi tersanelerinde bu vapurları yapmayı öğrendi.

Bugüne böyle geldiler.
Sultanahmet... Ayasofya...
Topkapı Sarayı... Süleymaniye...

Galata Kulesi... Yerebatan Sarayı gibi, vapurlar da İstanbul'un başka hiçbir kentte bulunmayan (Venedik ve birkaç şehirde var fakat onlar da farklı) simgeleri oldular. İşte İstanbul Anakent Belediyesi, bu vapurlan kaldırıyor. Onların yerine İsveç'ten denize düşmüş konserve kutusuna benzeyen ve her şehirde rastlanan "deniz otobüsü türü" gemiler getirecekmiş.

Sokağa dökülün diyemem.
Ama merak edin.
Niçin bu yapılıyor?

177 yıldır halkın bindiği, sevdiği ve kendi ülkesinde üretilebilen gemilere kıyılıp, yerlerine döviz ödenerek ithal gemiler niçin getiriliyor?

Kaça getiriliyor?
Aracısı kimdir?
Temsilcisi kimdir?