23 Mayıs 2007

ADALAR POSTASI-73: Londra'nın otobüsleri, İstanbul'un vapurları...

ADALAR POSTASI / 29 Haziran 2005

http://www.milliyet.com.tr/2005/06/29/yazar/tamer.html

MİLLİYET / 29.6.2005



Londra'nın otobüsleri, İstanbul'un vapurları



Acaba Londra'da kırmızı çift katlı otobüsleri veya kırmızı telefon kulübelerini ortadan kaldırmayı aklından geçirecek bir yönetim, iş başına gelebilir mi? Şehir kültürü olmayanlar, şehir yönetince böyle oluyormuş demek! O zaman nazlı gelin gibi Boğaz'da süzülen vapurlarımız yok edilip, yerine estetikten yoksun katamaran tarzı gemiler de koyabilirsiniz, Kadıköy mendireğine Fatih Sultan Mehmet heykeli de, tarihi Haydarpaşa Garı'nın etrafına gökdelenler de dikebilirsiniz.

Yukarıdaki e - postayı gönderen okurum Bora Elnekave, "İstanbul'u hiç bu kadar tehdit altında hissetmemiştim," diye noktalıyor mesajını. Ben aynı fikirde değilim. Aklıma gelen ilk örnek de Gökkafes. Kültür Bakanlığı bile yapmış, başbakanlık koltuğunda oturmuş Mesut Yılmaz'ın şehir kültüründen yoksun olduğunu düşünmek mümkün mü? Ama çıkarlar söz konusu olunca, şehir kültürü olmuş olmamış fark etmiyor.

Behiç Ak'ın başlattığı "Vapurlarımızı vermeyeceğiz" kampanyasına http://vapurumuvermiyorum.org adresinden form doldurarak ya da 0216 382 88 70 nolu telefon, 0212 296 87 28 nolu faksa isminizi bildirerek destek verebilirsiniz. İmza atacağınız metin aynen şöyle:

"Biz aşağıda imzası olanlar İstanbul'un en önemli simgelerinden biri olan vapurların kaldırılmasına karşıyız!
İstanbul'un vapurları şehrin güzelliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Sultanahmet Camisi'nin, Ayasofya'nın, Galata Kulesi'nin, kısacası bu şehri İstanbul yapan yapıların bir devamıdır vapurlarımız. İstanbul için tasarlanmışlardır.

İstanbul'a yakışırlar...

Sadece bir ulaşım aracı değil, biner binmez günün yorgunluğundan bir anda kurtulduğumuz, karşılıklı oturulup, çay içip, sohbet ettiğimiz, martılara ekmek verdiğimiz, temiz hava aldığımız ayrıcalıklı mekanlarımızdır. Özene bezene yapılmış iskeleleri, satıcıları, her saat başı değişen yolcuları, her an kurulmaya hazır yeni dostluklarıyla bir yaşam tarzı sunar vapurlar.
İstanbul vapurlarsız düşünülemez!

İstanbul her geçen gün yapılaşsa da, neredeyse denizi olan bir şehirde yaşadığımızı unutsak da, denizle aramıza duvarlar, otomobiller, otoyollar, binalar girse de vapurlar bizi denizle buluşturmaya devam ediyor. Araba egzozlarından çıkan pis gazlardan ve gürültülerden kurtarıyor, denizle aramızdaki perdeleri çekip alıyor.

Böyle bir yaşam biçimi "nostaljik" ilan edilemez!

Vapurlar yerine, denizle ve diğer insanlarla ilişkimizi tamamen koparan kapalı kutu, iç sıkıcı, insanların bitişik nizamda arka arkaya oturtulduğu, ense manzaralı, Norveç'ten ithal klimalı konserve kutularında taşınmak istemiyoruz!

İstanbul'un güzelliklerini fark etmeyip gittikleri zengin Arap şehirlerindeki çöl yaşamının kapalı gökdelenlerine, otoyollarına, oransız binalarına hayran kalanların, Haliç'e yüz metre yüksekliğinde boynuzdan köprü yapmaya, Süleymaniye Camisi'nin altına altı şeritli otoyol sokmaya çalışanların, kıyıları otogarı andıran çirkin iskelelerle donatıp tek deniz ulaşım alternatifi olarak deniz otobüslerini dayatanların, Güzel İstanbul'u çölleştirmesine duyarsız kalmak istemiyoruz!

Bakımı ve üretimi Türkiye'de yapılabilen vapurlarımızı seviyoruz! Onları bakımsızlaştırarak "Bakın artık eskidiler" deyip kaldırmak isteyen anlayışa karşıyız!

İstanbulumuzu vapurları olmadan düşünemiyoruz!
Vapurlarımızı vermeyeceğiz!"

mtamer@milliyet.com.tr